JANE AUSTEN’IN YAŞAM ÖYKÜSÜNE KISA BİR BAKIŞ

Gelin İngiliz edebiyatında önemli yere sahip olan Jane Austen'in hayatına yakından bakalım.
Gelin İngiliz edebiyatında önemli yere sahip olan Jane Austen'in hayatına yakından bakalım.


Her kitapçıda karşımıza çıkan , çoğu romantik filmde kadın başrolün elinde gördüğümüz , romanlarının çok kez sinemaya uyarlandığı Jane Austen kimdir? Gelin İngiliz edebiyatında önemli yere sahip olan yazarın hayatına yakından bakalım.
Jane Austen 1775 yılında bir kış günü ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir papaz olan babası George Austen , Steventon Kilisesi papazlığından ve evinde sürdürdüğü yatılı erkek çocuk eğitiminden gelir elde ediyordu. Annesi Cassandra Leigh Austen şiirden anlayan , aristokrat genleriyle övünen bir kadındı. Steventon’da papazlara tahsis edilen çiftlik evinde , aşçı ve yardımcı tutabilecek güçte , orta seviyede bir aile olarak yaşıyorlardı. Humma ve kolera gibi hastalıkların yaygın olduğu 18. yüzyılda Austen ailesinin tüm çocukları hayatta kalmayı başarmıştı. Altı erkek kardeş ve babasının öğrencileriyle çok vakit geçiren Jane , kriket gibi oyunlardan , erkek bakış açısı ve mizah anlayışından haberdardı. Kendinden iki yaş büyük olan ablası Cassandra Austen ise hayat boyu en yakın dostu ve kader ortağı olmuştu. İki kardeş bir süre yatılı okulda eğitim alsalar da dönemin kızlara verilen eğitim ve yatılı okulların fiziksel şartlarının yetersizliği nedeniyle evlerindeki kitaplık , babasının rehberliği ve annelerinin okuma ve yazma becerilerinden yararlanarak kendilerini geliştirdiler. Jane’nin sabahları erken kalkıp piyano çaldığını ve yazdığını biliyoruz , bu kalabalık ev ve erkek çocukların gürültüsünü göz önüne getirirsek nedenini anlamak zor olmaz. Jane yirmi yaşına geldiğinde çevre ailelerdeki sıkı dost olduğu gençlerle balolarda eğlenen , Gurur ve Önyargı’yı henüz yazmaya başlayan bir genç kızken irlanda’dan Hampshire’a amcasını ziyarete gelen , Jane’in mektuplarında ”centilmen , yakışıklı , hoş adam” olarak tanımladığı Tom Lefroy ile tanışır. Jane ile aynı yaşta olan Lefroy yakışıklı, çekici ve akıllıydı. Dublin’de bir okuldan mezun olmuş , Londra’da hukuk okumaya hazırlanıyordu. Jane ve Tom üç baloda birlikte dans ve sohbet etmişlerdi. Jane’in Cassandra’ya yazdığı mektuplarında bu dans ve sohbetlerin tutkulu . kışkırtıcı ve ‘ahlak dışı’ olduğunu anlıyoruz. Dönemin müstehcen sayılan romanlarından Tom Jones üstüne sohbetler etmişlerdi. Çok geçmeden ikili arasında bir aşk başladı fakat ailelerini , maddiyat ve yükselme üzerine kurulu evlilik düzenini aşamadılar. Jane’in çeyizi yoktu ve Lefroy beş kız kardeşinin sorumluğu ile birlikte büyük amcasına tabiydi. ”Genç Tom Lefroy’la bu karşılaşma , Jane için belki küçük ama acı bir tecrübedir.Bu tecrübeden damıttığı şey , yine başka bir şey olur.Cinsel zaafın , yani bir yabancı tarafından büyülenmenin , umut beslemenin ,kanının ısındığını hissetmenin , ürkmenin , geri çekilmenin , senin olmayacak olanı ve adını anmaman gerekeni arzulamanın ne olduğunu sadece kitap ve oyunlar vasıtasıyla öğrenmeyecekti.Bu tecrübe onun da etine ve kanına kazınmıştı artık.Yazarlığı komedinin altında bir dip akıntısı gibi akan bu bilgilerle donanmış hale geldi.” Cassandra’ya döndüğümüzde ise sade fakat uygun bir sevgili tercihi yaparak mütevazı papaz ücretiyle geçinmeye çalışan Tom Fowle ile nişanlandı. Evlenmeleri için belki de yıllarca beklemek zorunda kalacaklardı. Bu süreyi kısaltmak için Fowle , Fransızlarla savaşmak üzere Batı Hint Adaları’na gitti ve ne yazık ki geri dönemedi. Austen kız kardeşler kendi ”Tomları’ndan” ayrılmanın acısıyla baş başa kaldılar. Ne jane ne de Cassandra ömür boyu evlenmedi. Günümüz şartlarıyla baktığımızda doğal bir seçim gibi gözükse de o dönemin şartlarında bu seçim babanın veya erkek kardeşlerin yanında sığıntı olmayı ve bir dolu toplumsal baskıyı beraberinde getiriyordu. Jane sonrasında yakın arkadaşları Bigg kız kardeşlerin erkek kardeşleri Harris’den evlenme teklifi aldı ve teklifi kabul etti. Fakat uykusuz , göz yaşları ve sorgulamalarla dolu bir gece sonucunda teklifi geri çevirdi. O romanlarında olduğu gibi yapmacıksız sevgiyi , gerçek aşkı ve karakterine sadık kalmayı yeğlerdi. Jane zorluklar sonucunda başta ismini gizleyerek , kardeşlerinin maddi imkanlarından yararlanarak kitaplarını bastırdı. Yazarın kitapları Kraliyet ve halk tarafından ilgiyle karşılandı. Bu durum Jane için zenginlik olmasa da kendi ayakları üzerinde durabilmeyi sağladı, bu da ona fazlasıyla yeterdi. Romanlarında kendi ve kardeşinin aksine karakterlerini mutlu sona kavuşturdu. Onun romanlarında keskin zekaya , ahlak ve mizah anlayışına sahip kadın karakterleri ; Jane’in ilişkileri ,duygu ve karakterleri anlama ve anlatma yeteneğiyle birlikte okuruz. Jane Austen 1817 yılında henüz kırk bir yaşında altı ölümsüz roman ve bir yarım eserle hayata veda etti. Cassandra onun ölümü üzerine düşüncelerini ”Hayatımın güneşi , her keyfi süsleyen , her acıyı dindirendi ; ondan gizlediğim tek bir düşüncem olmadı , sanki bir parçamı kaybetmiş gibiyim.” sözleriyle dile getirdi. Kendinden sonra pek çok yazarı etkileyen , pek çok insanın aşkına ortak olan ve kadınlara bildikleri ve hissettikleri yolda yürümeleri için cesaret veren Jane Austen’ı saygı ve sevgiyle anıyorum.
Alıntılar İş Bankası Kültür Yayınları Dünyaya Yön Verenler serisinden çıkan Claire Tomalin’in yazdığı Jane Austen biyografisinden alınmıştır. 2007 yapımı ‘Becoming Jane’ filmini de tavsiye ediyorum.

Ilayda Tepe

Çankaya Üniversitesi / Psikoloji  , tam zamanlı okur , sanatsever . 

Log In

Forgot password?

Don't have an account? Register

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.